Ahmet ve Mehmet, çocukluklarından beri sırt sırta vermiş iki dosttur. Yıllar geçtikçe, aralarındaki bağ daha da güçlenmiştir. Dört bir yanın düşmanla sarıldığı bir savaşın ortasında, Ahmet’in cesareti, dostunun hayatını kurtarma umuduyla yanıp tutuşuyordu. Bu hikaye, dostluğun, vatan sevgisinin ve dayanışmanın en karanlık anlarda bile nasıl parlayabileceğini gözler önüne seriyor.
Milli birlik ve beraberlik konusunu işleyen bir öykü örneği:
Ahmet ve Mehmet'in Hikayesi:
Ahmet ve Mehmet çok eskiden beri iyi arkadaştırlar, beraber büyümüşlerdir. Yedikleri içtikleri hep birdir.
Çanakkale savaşında da beraber olmuşlardır. Düşman, mermiyi yağmur misali mehmetçiğin üzerine açıyorken Mehmet, düşman kurşunuyla yere serilir. Bunu gören Ahmet komutanına seslenir: "Komutanım! Mehmet vuruldu. Gideyim onu kurtarayım".
Komutan, "Olmaz o çoktan can vermiştir. Şehit olmuştur. Gidip de canını tehlikeye atma" der. Ama Ahmet ısrar eder ve Mehmet'i kurtarmaya gider. Mermiler başının üstünden vızır vızır geçer. En sonunda Ahmet, Mehmet'i güçlükle siperin arkasına getirir.
Komutan, Mehmet'in sağ olup olmadığını kontrol eder ve konuşur: "Al işte! Sana demiştim. Şehit olmuş. Değmedi gittiğine". Ahmet, "Değdi komutanım!" der. " Nesine değdi oğlum can vermiş işte!". " Değdi komutanım! Çünkü onu kurtarmaya gittiğimde bana söylediği son sözler şu oldu, 'Geleceğini biliyordum Ahmet, biliyordum'".
Bu hikaye, birlik ve beraberliğin zor zamanlarda nasıl bir fark yaratabileceğini anlatır.
SON YAZILAR